MUSTAFA ARMAĞAN - DİYANET İŞLERİ BAŞKANLARINDAN AHMET HAMDİ AKSEKİ İSTİKLAL MAHKEMESİNDE İDAMLA YARGILANMIŞTI - 30 Ocak 2025 Perşembe

MUSTAFA ARMAĞAN - DİYANET İŞLERİ BAŞKANLARINDAN AHMET HAMDİ AKSEKİ İSTİKLAL MAHKEMESİNDE İDAMLA YARGILANMIŞTI - 30 Ocak 2025 Perşembe

MUSTAFA ARMAĞAN - DİYANET İŞLERİ BAŞKANLARINDAN AHMET HAMDİ AKSEKİ İSTİKLAL MAHKEMESİNDE İDAMLA YARGILANMIŞTI - 30 Ocak 2025 Perşembe


1924 yılında kurulan Diyanet İşleri Başkanlığının Rifat Börekçi ve Şerafettin Yatkaya’dan sonraki reisi Ahmet Hamdi Akseki Cumhuriyet döneminde dini yayınların yasaklandığı bir devredebasılan İslam Dini adlı kitabıyla mühim bir boşluğu doldurmuş ve kendisine Menderes iktidarında ezanın hürriyetine kavuştuğunu müftülüklere müjdeleyen tamimi göndermek nasip olmuş biridir. Ayrıca Kemalistlerin laf saydırmadığı nadir din adamlarından biridir. 

Ne var ki hayatını yazanlar onun İstiklal Mahkemesi’nde yargılandığını geçiştirir, üzerine gitmezler. Mesela Diyanet İslam Ansiklopedisi’nde Süleyman Hayri Bolay’ın kaleme aldığı “Akseki, Ahmet Hamdi” maddesinin ilgili iki cümlesi şöyledir: 

“1920 yılında kurulan Tarîkat-ı Salâhiyye Cemiyeti’nin üyesi olduğu ve bu cemiyetin faaliyetlerine katıldığı ithamıyla 1925’te Ankara İstiklâl Mahkemesi’nde yargılandı. Cemiyetle ilgisi bulunan on bir kişinin idama, birçoğunun da ağır hapse mahkûm edildiği mahkemede suçsuz bulunarak beraat etti.” 

Maddede yer almayan bilgi şudur: İdamla yargılanmış ve 1 ay da tutuklu kalmıştı. 

Peki bu olayın içinde neler saklıdır? Kaynaklarda Tarık Zafer Tunaya’nın eksik ve kelimeleri değiştirerek naklettiği birkaç cümleden başka dişe dokunur bir malumata rastlanmaz. 

Nâçar iş başa düştü: Bu makûs zinciri kıralım ve sizi Akseki’nin saklanan cephesini aydınlatacak bir gazete haberiyle baş başa bırakalım (Cumhuriyet, 19 Temmuz 1925):   

“Bugün Aksekili Hamdi Efendi’nin muhakemesi icra edildi. Ahmed Hamdi Efendi Ahmed Şirani’ye yazdığı mektubu niçin yazdığını izah ile Şer’iye Vekaleti’nde tedrisat müdürü iken Medresetu’l-İrşad’ın, iyi vaizleri yetiştirmek için medreselerin programlarını asrî icâbâta tevfik ettiğini (çağın gereklerine uydurduğunu), medreseleri eski haline bırakmak isteyen ve medreselerin ıslahiyle mevkilerinden olacak olan mutaassıb hocaların kendisine hücum ettikleri sırada Medresetü’l-İrşad’ın müdürlüğü münhal (boş) olduğunu, buraya iyi birisini getirmeyi düşündükleri zaman Ahmed Şirani’nin hatırlarına geldiği sırada Şirani kendisine sefaletinden bahs ile mektup gönderdiğini söyledi. 

Reis- Ahmed Şirani, Hayri Beğ merhumun dinî sahada icraatını mütemadiyen (sürekli olarak) tenkid etmiş birisidir. Siz ise Hayri Beğ’in eserini takip ettiğini söylüyorsunuz. Ahmed Şirani Efendi’nin bu zihniyette bir adam olduğunu bildiğiniz halde nasıl oldu da ‘meslek düşmanlarına karşı müştereken mücadele edelim’ diye mektup yazdınız.

Akseki- Buyurduğunuz doğrudur. Hayri Beğ’in teşkilatı aleyhinde idi. Eskilerin de aleyhinde idi. Onun için şimdiye kadar iş başına gelmemişti. Tecrübe edelim, dedim. Bizimle beraber yürür, teşci edelim, dedim. Mektubu da bunun için yazdım. Fakat üç ay zarfında bizimle beraber yürüyemeyeceğini, kendisine fazla teveccüh göstermiş olduğumuzu anladım ve müdürlükten azl ettim. 

Mektubu okundu.

Reis- Heyet-i umumiyesi itibariyle sizi fazla tahtie edecek bir şey değildir. Fakat gerek mevkiiniz, gerek inkılaba karşı Ahmed Şirani’nin aldığı vaziyet itibariyle yazmasa idiniz daha iyi olurdu.

Akseki- Bendeniz de bunu üç ay sonra anladım. Orada talebe ile muallimlerle kavga etti. Bunun üzerine azl ettik. 

Reis, Hamdi Efendi’ye Ahmed Şirani’nin Tarikat-ı Salahi’ye intisabını vs. sordu. Hamdi Efendi adem-i malumat beyan etti (bilgim yok dedi). 

Müddei-i umumi (savcı) Hamdi Efendi’nin şimdiye kadarki mevkufiyetini (tutukluluğunu) kâfi görerek tahliyesini talep etti.

Reis- Hey’et-i hakime memleketin sizden istifade edeceğine kanidir. Şu şartla ki inkılabın bugünkü esasatına en ufak bir uygunsuzluk yapmamalısınız. Mevkiiniz ve gençliğiniz itibariyle, bilhassa Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabulünden sonra daha vatanî hidematta (hizmetlerde) bulunabiliyordunuz ve bulunabiliyorsunuz. Bu itibarla beraatinize karar verildi. 

Hamdi Efendi teşekkür etti.”

Son cümleyi tekrar tekrar okuyun ve o karanlık günlerin ağır havasını hissedin. 

100 yılda nereden nereye, değil mi?

 

https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/mustafa-armagan/diyanet-isleri-baskanlarindan-ahmet-hamdi-akseki-istiklal-mahkemesinde-idamla-yargilanmisti-47857.html