Arapça h-r-y kök harflerinden gelen “Taharri” güvenli bir yere sığınma, bir işin peşinden ısrarla gitme, araştırma gibi manalara gelir. Taharri, İslam hukuk sisteminin önemli bir kavramıdır. Hakkında nas bulunmayan ve birbirine benzeyen kurallar arasında içtihatla şer’i bir meselede verilen mali veya güvenlik hükmüne “Taharri” denir. Şer’i açıdan kontrolü mümkün olmayan bir durum güvenlik için de olsa taharriye tabi tutulamaz. Mesela, avret yerlerine bakmak gibi. Ama İslami açıdan kontrolü caiz olan durumların, hem güvenlik hem de mali taharrinin yapılması yöneticilerin temel görevleri arasındadır. Taharri sistemini kur(a)mayan her yönetici güvenlik ve mali kayıpta işlenecek suçların ortağı sayılır.
Zekat ve fitrelerin veya bir İslam toplumunun diğer mali disiplinlerin denetim altına alınması bu müesses nizamla korunaklı kılınmıştır. Binaenaleyh zekat verecek kimsenin temlikteki taharriye son derece dikkat etmesi lazımdır. Zira zekat ve fitrenin sahih olmasının şartlarından biri de taharri riayet etmesidir.
Bugün İslami topluluklar, gayri İslami hükümlerle hükümedilmeye mecbur bırakıldıktan bu yana, tüm dünyada olduğu gibi İslami toplumlarda da en çok kaybedilen insani değerlerden biri de güven konusudur. Güvenin hakim olduğu Asr-ı saadette bile taharriye dikkat edilmiştir. Malın insanoğluna çok cazip bir yanı vardır. İnsanın nefsine terk edilmemeli.
Bu konuda üç mesele önem kazanır; 1- Malına zekat düştüğü halde vermede nefsine kişi yenilebilir. Bunun için yöneticilerin taharri sistemiyle bunun önüne geçmeleri farzdır. 2- Zekatı alan kişinin, onu yerli yerinde harcamasının temini için taharri sistemiyle kontrol altına alınması yönetenlerin başlıca görevlerindendir. 3- Nisap miktarı mala sahip olanların toplumun zekatını alarak bir servet sahibi olmaya çalışmamak için de taharri sistemine tabi tutulması gerekir. Bu bağlamda malları sefihlere yedirmemek Kur’an’ın (Nisa/5) emridir. Çünkü taharrinin fıkıh terminolojisinde, karışıklığın yaşanması durumunda akla gelen hususlardan en isabetlisini ve en uygun olanını tercih etmektir.
Bunun hadis ilmi açısından “tesbbüt” hasımlı olan bir olay için “tahkik” akide ile ilgili olana “tetkik” ve mali olana da “taharri” denilir. Bugün Müslümanların kendi mali imkanlarını ümmetin dirilişi ve Müslümanların bilinçlenmesi için taharriye her zamandan daha fazla ihtiyacı vardır. Çünkü iktisadi denilen mali güç, dünya tarihiyle eş zamanlı devam eden bir konu. Müslüman her konuda olduğu gibi mali konuda da taharriye dikkat etmesi gerekir. Çünkü, taharrinin bir kısmı yukarıda da değindiğim gibi farz olan boyutuyla çok önem arzetmektedir.
Bir de sözkonusu zekat ise bu çok daha önemlidir. Mesela, zekatını İslami bir bilinçten uzak sevdiği birine verdiğinde onun nisap miktarı mala sahip olup olmadığını araştırması gerekir. Çünkü verdiği şahıs nisap miktarı mala sahip olduğu anlaşılsa alan için haram, verenin de zekatını vermemiş olur. Zekatı vermemek de haramdır.
Her hususta olduğu gibi, iktisadi açıdan da ümmetin ciddi bir bilince ihtiyacı vardır. Yapılan araştırmalara göre, dünyada bulunan zengin Müslümanlar zekatlarını zamanında ve yerli yerinde verirlerse dünyadaki tüm fakirlere yetecek miktardadır.
Dünya tarihi açısından iki çeşit savaş malzemesi bulunmaktadır. Biri o gün için kullanılan silah, diğeri mali güç silahıdır. Yani, değişken olmayan silah iktisadi güçtür. Hatta beşer bazında yapılan savaşların bir çoklarının sebebi mali gücü elinde bulundurmak veya bir başkasının elindeki mali gücü almak için savaşılıyor.
Kısaca; Müslüman topluluklar ellerindeki mali gücün sarfiyatında taharri sistemini uygulamada dikkatli davransalar, dünyanın küresel güçlerini dize getirebilirler.
https://dogruhaber.com.tr/yazar/cemal-cinar/1407917-islam-iktisadinda-taharri-sistemi