ABDULLAH YILDIZ - YÜREK YARALARINA ŞİFA - 10 Aralık 2024 Salı

ABDULLAH YILDIZ - YÜREK YARALARINA ŞİFA - 10 Aralık 2024 Salı

ABDULLAH YILDIZ - YÜREK YARALARINA ŞİFA - 10 Aralık 2024 Salı


“Onlarla savaşınız ki, Allah sizin ellerinizle onları azaba çarptırsın, kendilerini perişan etsin, sizi onlara karşı üstün getirsin de müminlerin yürek yaralarına şifa versin (sadırlarına, gönüllerine su serpsin). Ve kalplerindeki kini gidersin. Allah dilediği kimselerin tevbesini kabul eder. Allah her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe, 14-15)

Bu âyetler ne kadar da güncel… Suriye, Gazze, Filistin bağlamında günümüz müminlerine sesleniyor adeta… Ve onları, saldırgan din düşmanlarına karşı azim ve kararlılıkla Allah yolunda cihada özendiriyor…

İslâm’da cihadın amacı, hak hukuk tanımayan saldırganları hak ettikleri cezaya çarptırmaktır. Müminler ilâhî azabı hak etmiş olan bir topluma, o azabın tatbikiyle vazifeli bir el durumunda olduklarını bilerek savaşırlar ama haksız işkencelerden de sakınırlar. Böylece yaptıkları iş kendi işleri olmaktan çıkar, hakkın batılı ve zalimi cezalandırması haline dönüşür; “Onları savaşta siz kendi kuvvetinizle öldürmediniz; onları Allah öldürdü. (Resûlüm! Düşmana) attığın zaman da sen atmadın; Allah attı” (Enfâl, 17) sırrı gerçekleşir.

Zalimleri perişan edip, bir daha saldıramaz hâle getirmek, ancak Allah adına yapılan bir zelil kılma olduğu takdirde gerçek hedefine ulaşır. Böyle bir savaş ve zafer, aynı zamanda Allah’ın kâfirler karşısında müminlere nasıl yardım ettiğini; onların şan ve şereflerini nasıl yücelttiğini ortaya çıkarır. Savaşın asıl amacı da zaten bu ilâhî yardıma kavuşmaktır. Düşmanlar zillete düşerken, müminler de bir felakete uğrayacak olursa savaştan beklenen fayda sağlanmamış, hedef gerçekleşmemiş olur…

Evet, onlarla savaşınız ki, Allah’ın onları hedef alan gücünün aracı olasınız. Yüce Allah, onları sizin elinizle azaba çarptırsın, güçlü olduklarının sarhoşluğunu yaşarlarken kendilerine bozgunun perişanlığını tattırsın. Onlara karşı size zafer kazandırarak, onların işkencelerinin ve sürgünlerinin acılarını tatmış olan nice müminlerin yürek yaralarını iyileştirsin. Yıllardır kâfirlerin her türlü eziyet ve baskısı altında ezilmiş ve acı çekmiş olan Müslümanların gönüllerine su serperek onlara şifa ve ferahlık versin. Hakkın zaferi, batılın bozgunu ve batıl yanlılarının zilleti sayesinde vaktiyle acı çeken müminlerin bastırılmış kinlerini dindirsin.


Böyle bir zafer, hakkın yerini bulmasından dolayı, galip tarafı da mağlup tarafı da yeni yeni kin ve öfkelerden korur. Zira elde edilmiş öyle zaferler olur ki, galiplerin başına daha büyük dertler açabilir. Galip tarafın gönlünü okşayan öyle geçici başarılar olur ki, daha büyük kin ve öfkelerin doğmasına sebep olabilir…

Müminlerin, müşriklere yönelik savaşlarından beklenen bir başka hayır, bu yolla elde edilecek bir başka ödül daha vardır: 

“Allah, dilediği kimselere tevbe ve hidâyet nasip eder…” 

Bu ifade, savaştan beklenen hedeflere ayrı bir ufuk kazandırır. Kâfirlerden nice hidâyete erecek talihliler vardır: Savaş esnasında harbin acısını ve Allah’a iman edenlerin zaferini yakından gören bir kısım kâfirler hidayete erecek, küfürlerinden tevbe edip İslâm’a döneceklerdir. 


İnkârcılar Müslümanların zafere erdiklerini görünce, onların insan gücü dışındaki bir gücün desteğini gördüklerini anlarlar, içine düştükleri durumda imanın somut izlerini görürler… İşte o zaman mücahid Müslümanlar yaptıkları cihadın ödülüne kavuşurlar, kendi elleri ile sapıkların doğru yola ermesinin sevabına ererler, İslâm da bu doğru yolu bulmuş tövbekârlar sayesinde gücüne taze güç katmış olur. Müslüman toplum, caydırıcı ve yüksek prestijli güce sahip olabildiği takdirde İslâm çağrısının önü açılır:

“Allah her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Yüce Allah, görünürdeki sebeplerin arkasında saklı duran sonuçları bilir; davranışların ve hareketlerin sonuçlarını önceden planlar…

Böyle bir savaşın müminler üzerinde de büyük bir tesiri vardır. Savaş onların da imanlarını kuvvetlendirecek, hakka bağlılıklarını artıracak, insanlık gereği işlemiş oldukları günahlardan tevbe edip arınmalarına vesile olacaktır…

Allah Teâlâ ezilmiş Müslümanlara cenneti vaad etti ve sabrı emretti… Sabredip cenneti arzulayan Müslümanlara zafer nasip etti ve o zaferle yürek acılarının ateşine su serpti. Artık düşmanla savaşıp zafer kazanmak Müslümanların kendileri için değil, Allah’ın dini ve mesajı içindi… 

(S. Kutup, Fî-Zılâli’l-Kur’ân; Ö. Çelik, Hakkın Daveti tefsirlerinden istifadeyle.)

 

https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/abdullah-yildiz/yurek-yaralarina-sifa-47336.html